{}

Dünyadan çok şey beklemiyorum. Üç oda, bir mutfak, sevdiğim adam. Biri kız biri oğlan iki çocuk.

(via metroistasyonu)

siir-sokaktadir:

#turgutuyar87yasinda
@tarihianlar 
@dovmesanati

siir-sokaktadir:

#turgutuyar87yasinda
@tarihianlar
@dovmesanati

(via siir-sokaktadir)

masumcetin:

Her kadın biraz Tomris Uyar olmak ister.Turgut Uyar, Tomris’i tarif ederken kelimelerin kifayetsiz kalacağını söylüyor. Gene de bir deneme yapıyor ama tıkanıyor. Galiba sürekli yanında, hanesinde, yatağında olan kadının halleri biriktikçe, neyini betimleyeceğini seçemiyor bir türlü. Bahtlı ama. Çünkü “uzaktan sadece hayalini kurmaktansa, yanındaki gerçek mutluluğu kelimelendiremese de olur bahtlılığı” onunki.Turgut onun için: ‘bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur’ der.Edip Cansever, mahcup bir ergen gibi kelimelerinin arkasına saklanıyor. Tomris’i izliyor uzaktan uzaktan. Çocuk çocuk izliyor. Hayran hayran izliyor. Kelimeleri de geniş bir çınar ağacı gibi. Tüm vücudunu saklıyor ki aşikar olmuyor onun varlığı Tomris’e. Ama o da bahtlı. O tatlı sevi dizeleri sancısız bir halin mevyesi, belli.Edip onun için: ‘seni görünce dünyayı dolaşıyor insan sanki’ der.Cemal Süreya ise en acınası ve acımasızı. Pişman, köpek gibi pişman bıraktığı için. Zamanı geri alamıyor. Ama o zaman da hiç yaşanmamış gibi davranıyor. Yazmıyor ki, yaşanmadı sanalım. Yoksa hangi şair o hakikatli haleti kelimeler halinde fışkırtmaz denk düşmüşken? Başına gelenleri kendine yediremeyen bir pişman bence Cemal Süreya. Bu yüzden acınası. Ve de acımasız. Bizden Tomris’e dair kelimeleri sakındığı için. Hayat nasıl onu Tomris’siz bıraktıysa o da bizi o dizelerden mahrum etti. Ayıp etti belki de.Cemal onun için: ‘Daha nen olayım isterdin, onursuzunum senin’ der.Tomris Uyar ise sevdalıları için şunları söyler:Cemal Süreya için: “Her akşam işten çıkıp şıp diye eve damlıyordu Cemal Süreya. Bir gün Tomris Uyar, ‘Biraz gez dolaş, arkadaşlarınla falan buluş’ dedi. Ertesi gün geç geldi Cemal Süreya, daha ertesi gün de, hep geç geldi. Bu akşamlardan birinde, örtü silkelemek için pencereyi açan Tomris, apartmanın girişinde oturan Cemal’i gördü ve gerçek ortaya çıktı. Her akşam iş çıkışı eve geliyor ama aşağıda oturup ‘gecikiyordu’ Cemal Süreya… Tomris Uyar tarafından durumun adı derhal kondu: Şahsiyet Rötarı…”Turgut Uyar için: “… Turgut beni her an elinden kaçıracakmış gibi gereksiz bir kaygıyla yıpranacak, ben de hiçbir rekabetin söz konusu olmadığı bir alanda boyuna birinci seçilmekten yorulacaktım…”Edip Cansever için: “Sevgililik ya da aşk duygusu zamanla yara alabiliyor, örselenebiliyor, bitebiliyor. Bitmeyen tek aşkın, gerçek ve lirik bir dostluk olduğunu Edip Cansever öğretti bana.”Biz sadece biliyoruz, olup bitenleri bir pencereden görüyor ve okuyoruz. Ya hissi nasıldır Tomris’te..Tomris Uyar ‘Günlerin Tortusu’ eserinde şöyle der.”..yine de bilmek başkaydı, iliklerinde duymak başka.”

masumcetin:

Her kadın biraz Tomris Uyar olmak ister.

Turgut Uyar, Tomris’i tarif ederken kelimelerin kifayetsiz kalacağını söylüyor. Gene de bir deneme yapıyor ama tıkanıyor. Galiba sürekli yanında, hanesinde, yatağında olan kadının halleri biriktikçe, neyini betimleyeceğini seçemiyor bir türlü. Bahtlı ama. Çünkü “uzaktan sadece hayalini kurmaktansa, yanındaki gerçek mutluluğu kelimelendiremese de olur bahtlılığı” onunki.

Turgut onun için: ‘bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur’ der.

Edip Cansever, mahcup bir ergen gibi kelimelerinin arkasına saklanıyor. Tomris’i izliyor uzaktan uzaktan. Çocuk çocuk izliyor. Hayran hayran izliyor. Kelimeleri de geniş bir çınar ağacı gibi. Tüm vücudunu saklıyor ki aşikar olmuyor onun varlığı Tomris’e. Ama o da bahtlı. O tatlı sevi dizeleri sancısız bir halin mevyesi, belli.

Edip onun için: ‘seni görünce dünyayı dolaşıyor insan sanki’ der.

Cemal Süreya ise en acınası ve acımasızı. Pişman, köpek gibi pişman bıraktığı için. Zamanı geri alamıyor. Ama o zaman da hiç yaşanmamış gibi davranıyor. Yazmıyor ki, yaşanmadı sanalım. Yoksa hangi şair o hakikatli haleti kelimeler halinde fışkırtmaz denk düşmüşken? Başına gelenleri kendine yediremeyen bir pişman bence Cemal Süreya. Bu yüzden acınası. Ve de acımasız. Bizden Tomris’e dair kelimeleri sakındığı için. Hayat nasıl onu Tomris’siz bıraktıysa o da bizi o dizelerden mahrum etti. Ayıp etti belki de.

Cemal onun için: ‘Daha nen olayım isterdin, onursuzunum senin’ der.

Tomris Uyar ise sevdalıları için şunları söyler:

Cemal Süreya için: “Her akşam işten çıkıp şıp diye eve damlıyordu Cemal Süreya. Bir gün Tomris Uyar, ‘Biraz gez dolaş, arkadaşlarınla falan buluş’ dedi. Ertesi gün geç geldi Cemal Süreya, daha ertesi gün de, hep geç geldi. Bu akşamlardan birinde, örtü silkelemek için pencereyi açan Tomris, apartmanın girişinde oturan Cemal’i gördü ve gerçek ortaya çıktı. Her akşam iş çıkışı eve geliyor ama aşağıda oturup ‘gecikiyordu’ Cemal Süreya… Tomris Uyar tarafından durumun adı derhal kondu: Şahsiyet Rötarı…”

Turgut Uyar için: “… Turgut beni her an elinden kaçıracakmış gibi gereksiz bir kaygıyla yıpranacak, ben de hiçbir rekabetin söz konusu olmadığı bir alanda boyuna birinci seçilmekten yorulacaktım…”

Edip Cansever için: “Sevgililik ya da aşk duygusu zamanla yara alabiliyor, örselenebiliyor, bitebiliyor. Bitmeyen tek aşkın, gerçek ve lirik bir dostluk olduğunu Edip Cansever öğretti bana.”

Biz sadece biliyoruz, olup bitenleri bir pencereden görüyor ve okuyoruz. Ya hissi nasıldır Tomris’te..

Tomris Uyar ‘Günlerin Tortusu eserinde şöyle der.

..yine de bilmek başkaydı, iliklerinde duymak başka.

(via masumcetin)

(via orjinalaltyazili, source: mouzeron)

watashiwaningen:

daha ne duruyorsun aşk kelimesi…

watashiwaningen:

daha ne duruyorsun aşk kelimesi…

(via watashiwaningen)

Beklemek, gövde gösterisi zamanın
Cemal Süreya (via aynabugusu)

(via aynabugusu)